İlim ve okuma
Ezberin bıraktığı alışkanlık
Hafızlığı bitirdiğimde en çok duyduğum soru şuydu: “Unutuyor musun?” Yıllar geçtikçe bunun yanlış soru olduğunu düşünmeye başladım.
Doğru soru şu: ezber sana ne bıraktı? Çünkü hafızlık bir depolama işi değil. Bir metni hafızada tutmak, onu her gün yeniden ziyaret etmeyi gerektirir. Ezber, bittiği gün başlayan bir bakım işidir.
Ezber, depolama değil; bakım işidir
Hafızlık yıllarında günün belirli saatleri, geri kalan hiçbir şeyin giremediği saatlerdir. Telefon yok, konuşma yok, “bir bakayım” yok. Sayfa var, ses var, tekrar var. O yıllarda öğrendiğim şey aslında Kur'an'dan önce şuydu: dikkat, uzun süre tek bir şeyin üstünde durabilme kabiliyetidir ve çalıştırılmazsa körelir.
Bugün bir veritabanı şemasını dört saat kesintisiz düşünebiliyorsam, bunu üniversitede değil, on üç yaşında bir sayfayı yüzüncü kez tekrar ederken öğrendim.
Korunan metin, korunan dikkat
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ
Hicr sûresi, 9. âyet“Şüphesiz o zikri biz indirdik ve onu koruyacak olan da biziz.”
Bu âyeti hafızlar arasında çok duyarsınız. Ama üzerinde durulmayan bir tarafı var: metnin korunması, hafızların varlığıyla gerçekleşiyor. Yani koruma işi bir kütüphaneye değil, insanlara emanet edilmiş. Bu da hafızlığı bir arşivcilik değil, bir sorumluluk hâline getiriyor.
Bir metni ezberlemek, onu taşımayı kabul etmektir. Taşıdığın şeyi bırakırsan, o şey düşmez; sen düşersin.
Dikkatin fiyatı
Şimdi bu alışkanlığı korumak, hafızlık yıllarından daha zor. O yıllarda tek düşmanım yorgunluktu; bugün her uygulama, dikkatimi bölmek üzere tasarlanmış bir ekiple çalışıyor. Bir sayfayı yirmi dakika kesintisiz okuyabilmek, artık kendiliğinden gelen bir yetenek değil; korunması gereken bir sermaye.
Yazılım tarafında çalışmak bu konuda bana iki şey öğretti. Birincisi, dikkat dağıtan şeyleri iradeyle değil, düzenle yenmek gerekiyor; bildirimi kapatmak, kendini ikna etmekten kolay. İkincisi, uzun süren işlerin verimi doğrusal değil: dördüncü saatte bulduğun çözüm, dört ayrı bir saatte asla bulunmuyor.
Bugün ne yapıyorum
- Sabah ilk iş tekrar. Kod da yazsam, tasarım da yapsam, günün ilk yarım saati sayfaya ayrılıyor. Sıralaması değişmiyor.
- Tek ekran kuralı. Bir işi bitirmeden ikincisini açmıyorum. Bunu uygulamanın on üç yaşımdakinden daha zor olduğunu itiraf etmeliyim.
- Haftalık okuma programı. Klasik metinlerden haftada belirli bir miktar; bitirilmesi gereken bir liste değil, sürdürülmesi gereken bir ritim.
Hafızlığın bana bıraktığı şey sonuçta ezberlediğim sayfalar değil. Bir şeyin üstünde, sonuç görünmeden önce uzun süre durabilme alışkanlığı. Yaptığım her işte kullandığım tek sermaye bu.